PEKMEZLİ TAVUK

Dramatic sunset view of the iconic Giza Pyramids in Egypt, highlighting their ancient architecture.

Mısır’da üniversite yıllarımın ortalarında, okulumuzdaki Malezyalı bir arkadaş grubunu öğrenci evimize davet etmiştik. Onlara tavuklu pide yapmıştım. Pideyi benim yaptığıma inandırmak biraz zor olsa da, sonunda inanmışlardı 🙂 Sohbet esnasında tavuğu ne kadar çok sevdiğimden bahsetmişim farkında olmadan. Bir sonraki hafta, onlar da beni ve çok sevdiğim Maraşlı arkadaşım Halime’yi kendi yurtlarına davet ettiler. Davete icabet etmek gerektiğini düşünerek, okuldan sonra yurda gittik.

Karşılamaları o kadar samimi ve sıcaktı ki… 🥹 Hoşbeşten sonra bizim için hazırladıkları sofraya oturduk. İlk olarak sütlü çay ikram ettiler. Evet, bildiğiniz sıcak çaya soğuk süt karıştırıp sunmuşlardı. 😌 (Ben bir bardağı yurttan ayrılana kadar yudum yudum değil, yudumcuk yudumcuk içmeye çalıştım.) Sonra, aman Allah’ım, bir de ne göreyim! Koca bir kase dolusu nar gibi kızarmış tavuk… 🤤 Ağzımın suyu aktı desem abartmış olmam. Bir de üstüne, “Tavuğu çok sevdiğini bildiğimizden senin için yaptık,” demesinler mi? 🥹 Binbir teşekkür ve mahcubiyetle çatalı tavuğa batırıp ağzıma attım. Ancak çatalı ağzıma götürürken yüzümdeki tebessüm, “Allah’ım, bu ne? İmkânı yok, yutamam bunu! Nasıl çiğneyeceğim, nasıl devam edeceğim?” çaresizliğine dönüştü. Bana bakan 6-8 çift göz karşısında sadece, “Çok lezzetli olmuş, ellerinize sağlık,” diyebildim.

Tabii arkadaşım Halime, bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Gözleriyle, “Ne oldu?” diye sordu. Ağzımdaki minik ama yedikçe büyüyen tavuk parçasıyla şunu söyleyebildim: “Halime, tavuk şekerli… 😣”

Sonra Halime de bir parça alınca, yüz ifadesi değişti ama bendeki etkiyi yaşamadı çünkü o, şekerli tavuk yiyeceğini biliyordu. 😁 Hatta, “Çok lezzetli olmuş, nasıl yaptınız? Tarifini alabilir miyim?” diye sordu. Tarif her şeyi açıklıyordu aslında: Tavuğu pekmeze batırıp kızartmışlardı. ☹️

Halime’ye dönüp, “Her türlü farklı tada açık olabilirim ama pekmezli tavuğa hazır değilim. 😣 Ama bu tavuk, ben dikkate alınarak hazırlandı. Karşı tarafı kırmadan, incitmeden nasıl bir yol izleyebiliriz?” diye sordum.

O da bana, “Tamam, sen muhabbete devam et, ben hallederim,” dedi.

(Bu arada, onların Türkçe bilmemesi, bizim de onların dilini bilmememiz o an için büyük bir nimetti. Ortak dilimiz Arapçaydı.)

Sonrasında sohbet öyle bir koyulaştı ki, ev sahipleri ilk çataldan sonra ikinci çatalı almadığımı ve koca pekmezli tavuk kasesini Halime’nin tek başına bitirdiğini fark bile etmediler.

Hikaye bu kadar ama benim demem o ki; arkadaşlık ayrı şey, dostluk ayrı şey, gurbetteki dostluk ise bambaşka bir şey… 😌

Bu anıdan çıkarılacak ana düşünce şu olmalı bence: Ev de alma, araba da alma. Seni taşıyabilecek, yolunu güzelleştirebilecek, yanlışına yanlış, doğruna gururla doğru diyebilecek, başarınla övünecek, düştüğünde de kaldırabilecek, haset etmiyormuş gibi durup içi içini yiyen değil, yeri gelecek seni senden daha çok düşünecek, bazen arkanı toparlayacak, bazen de beraber kirletip eğlenmekten zevk alacak dostları olmalı insanın. En önemlisi de hatrın için pekmezli tavuk yemeyi göze alacak dostlar… ☺️

Benim birkaç tane var hamdolsun.

Eksik olmasınlar. 🤲🏻

Darısı olmayanlara 😉

0 0 Puan
Puan
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları görüntüler
Scroll to Top
0
Yorum yap!x